3 Nisan 2010 Cumartesi

şehit dr. ötker tuzla piyade okulu

Haliyle artık askerliğe ilk adımlarımı atıyorum,

Mesela, 1 Nisan günü, Tuzla'daki piyade okuluna gidip sıra numaramı aldım.
Numarayı alırken, ordaki askerlerden biri sakallarımı kesmem gerektiğini söyledi.
Birbirimizden cesaret alalım diye beraber gittiğimiz iki kişi daha vardı (yani toplam üç kişiydik)

onların da saçları jim morrison gibi olduğu için saçlarını kesmeleri gerektiğini söylediler.

bkz. jim morrison

Bizde atladık arabaya, caddebostana döndük, evde saçlarını makasla kırptı arkadaşlar, kesim sonrası beebop'la rocksteady gibi oldular
Beebopla Rocksteady'den birer görüntü. Askerlik öncesi insanlar bunlara benziyor.

Sabah 6'da bu yeni imajlarımızla Piyade okulunun önündeki köftecilerin yanında, sıramızın okunmasını bekliyorduk. Sabah 2'de sıra numarası almamıza rağmen 507. olmuştum.

6.30 gibi piyade okulundan içeri, 100 kişilik yedek subay aday adayı adayları olarak içeri marş ettik. Sambacı gibi giyinmiş Askeri İnzibatların bizim için akan trafiği durdurmaları, bizi çok onurlandırdı. Her gün İstanbul sokaklarında taksi ve normal şoförlerle resmen elim sende, yakartop, donateş, kukalı saklambaç filan oynadığımız için, bu küçük jestleri bizi mutlu etti.

6'lı sıra yapmış şekilde piyade okulunun içine yürüdük, yemyeşil bahçeler, tertemiz budanmış ağaçlar, renkli çiceklerle filan ilk girdiğimiz an etkilendik.

Bir tane koşan üniformalı kadın asker bile gördük.
Sonrasında, "aslında bizi askerliğin iyi bişey olduğunu düşündürtmek için koşturuyolar bunları ortalıkta abi" diye bence aslında gerçeklik payı olmayan bir sonuca vardık.
Rise of nations isimli oyundaki o supply wagon'dan bir görüntü (betimleme amaçlı)
Rise of nations oyununda gördüğümüz Supply Wagon tadında bir aracın üzerine "kantin" yazmışlar. Milyon dolarlık sayılacak bir taşıtın içerisinden eti benimo, tutku, poğaça (35krş) , çay (10krş) satıldığını gördük.
kantinde satılan ürünlerden işte eti benimo

Bir süre bu kantinin önünde oturduktan sonra, bizi 5'erlisıra halinde toparlayıp 30 mt ilerideki biyerde ayakta beklemeye yolladılar.
20 dk ayakta bekledik, o sırada çişi/kakası gelenler varsa 3'erli sıra şeklinde gidebilirler dediler.
herkesin mesanesi dolmuş olacak ki, sırada nerdeyse kimse kalmadı.
5'erli sıra, 3erli sıra oldu o şekilde "erkekler" tuvaletine marş ettik.
sırayla pisuvarlara işedik.

Bu olayın, Yanartaş'taki işeme macerasının yanında heyecansız kaldığını hissettim.

Tuvalet safhasını da 30 dk'da atlattıktan sonra, gene sıraya (5'erli) döndük.

10 dk sonra bizi bir çimenlik alana aldılar, ve "isteyen kalem alabilir" dediler.
kalem seti 1 TL yazıyodu. Sonra form doldurduk, aday numarası kısmını boş bıraktık.
kağıdı bişeyin üzerine koyamadığımız için, yerde çimenlerin üzerinde namaz kılar pozisyonda yazabildik.

Kağıdın arkasına düz-sert koyacak birşeyi olmayan yedek subay aday adayı adaylarından bir görüntü. (kaynak: google)

sonra kalktık, gene 6'lı sıra olduk ve artık uykum gelmeye başlamıştı.
sınavın yapılaca binaya yürüdük.
Herkes aday numarasındaki sırayı bozmadan yanyana oturdu.

Önümüze konulan ÖSS tadında 50 tane soruyu çözmemiz için 60 dakika verildi.
Start verildi ve uykum bastırmaya başladı.

-Tipik bir yedek subay aday adayı

Ahmetle Ayşe'nin yaşlarının ortalaması 36'dır gibi başlayan bir soruyu çözerken uyuya kaldım.
O anki kısa rüyamda Ahmet'le Ayşe'yi gördüm (tanımıyorum),
Ne yapıyorlardı hiç hatırlamıyorum ama elime yaslanan kafamın yana kaymasıyla irkilerek uyandım.

Soruyu tekrar çözmeye çalıştım. Kolay bir soruydu ama o kadar uykum vardı ki, sanki kloroform verilmiş bir matematik profesörü gibi hissediyordum kendimi.

Toplasan yarısını çözmüştüm ki, "SON BEŞ DAKİKA" diye sınav sessizliğini bozan bir erkek sesi duyduk. Son bi soru daha çözeyim bari dedim ama o kadar çok uyuya kalıp uyanmıştım ki, beynimi toparlayamaz oldum. Boşverdim. "Bu soruyu çözsem çok şey değişecek sanki".

Sınav sonrası, 6'lı sıra yaptık, çıkışa yürüdük.
Tribün benzeri biryerde tekrar beklemeye koyulduk.
Karşımızda, Türk piyadesini onurlandıracak kocaman brandingler asılmıştı.
Bir tanesinde şöyle bir yazı vardı
"Ey Piyade!
Sen muharebenin kralısın,
botlarınla bastığın her yer senindir" gibi birşeydi.

onu o uykulu halimle
"Ey Piyale!
Sen muhallebinin kralısın..."
diye defalarca yanlış okudum.

Sonra gene o komutan geldi,
"hadi gidin" dedi
5'li sıra yapıp gittik, çıktık piyade okulundan.

Böylelikle, resmi olarak asker olmuş oldum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder